Merhaba Ziyaretçi!

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ağlatan Kafe'nin Hikayesi
#1
Merhaba arkadaşlar aşağıdaki hikayeyi okurken imkanınız varsa müziği dinleyerek okuyunuz. Çok güzel bir çerkez müziğinin hikayesini okuyacaksınız.




Ağlatan Kafe'nin hikayesi çok ama çok eskiye dayanır, yer ve mekan bilinmemektedir. Uzun yıllardır çalınır, sözleri yoktur.. Notalar anlatir yaşanmış duyguları ve o imkansız ama bir o kadar da tutkulu olan bir aşkı... Melodi dile gelir, eğer çalan biliyorsa hikayesini... Ve şöyle başlar Kafkasya'da yaşanan bu imkansız ve bir o kadar da acıklı aşk; Çevrede sayılan soylu bir ailenin tek kızının güzelliği ve asaleti dillerde dolaşır, genc delikanlı ise soylu olmayan bir ailenin ikinci oğludur. Cesur, bir o kadar da mert ve savaşçı bir erkektir. Kız ve delikanlı birbirlerine sevdalanırlar. Kızın ailesi bu ilişkiyi onaylamamaktadır. Gencin ailesinin soylu olmadığını gerekçe olarak öne sürerler. Kızın güzelliği tüm ülkede anılmaya başlar ve zamanın rus çarı kızın methini duyar, kızı görmek için köye gelir ve kızı görünce hayran kalır. Kızın babasından kızı ister, baba şaşkındır, büyüklere haber salınır, herkes ulu kestane ağacının altında toplanır, tartışılmaya başlanır ve sülalenin ileri gelenleri çarın arzusunu kabul edilemez bulur "Bir çara verilecek kızımız yoktur!" denir. Ve... Çar’a haber salınır; bizde sana verilecek kız yoktur diye... Koskoca çar sinirlenir ve "Bu nasıl bir sözdür?" der kabul edilmez bulur. Kızı kaçırmak için yola çıkar.. Genç delikanlı ise olanlardan habersiz aşkı için ağıtlar yakmakta ve kavuşacakları günün hayali ile günleri eksiltmekte, kız ise çaresiz aşkı için hergün aglamakta ve baba sözü ile aşkı arasında kalmaktan korkup zorlanmaktadır. Çarın kızı kaçırmak isteyişini haber alan büyükler çareler peşindedirler.. Derken kızı sevdiği delikanlıya vermeyi uygun bulurlar ve Çara vermektense "soylu olmasada bir dağlıya gelin etmek" daha iyidir diye düşünürler... Bir an önce düğün hazırlıklarına başlanır, atlılar dört bi yana dağılır, haberler salınır, tüm eller düğünümüz var diye. İki gencin kalbi kavuşacak olmanin heyecanı ile atmaktadır. Düğün günü gelip çatar, dört bir yandan gelen misafirler ağırlanır, eğlenceler başlar... Çar çoktan gelmiş ve pusuda adamları ile hazır vaziyette kollamaktadır her bir yanı... Çarın bir emriyle tüm adamları kızı kaçırmak için düğün meydanını basarlar ve kızı alıp dağa kaçarlar. Ardından delikanlı peşlerine düşer.. Çarın elinden sevdiğini alacaktır, dinlemez hiçbir söyleneni, aklinda tek sevdiği vardır... Kız çaresiz yalvarır bırakmaları için, çar gülerek izin vermeyeceğini söyler. Derken uçurum kenarından geçerken kız "senin olmaktansa ölmeyi yeğlerim" diyerek kendini ucurumdan boşluğa bırakır ve delikanlının geçmekte olduğu yola düşer... ,Delikanlı koşar, sevdiğinin yerde yatan cansız vücudunu kucaklar ve köye geri döner... Köy matem havasındadır, cenaze hazırlanır ve kızı mezarlığa götürenlerin ardından yürür delikanli... Ağzında mızıkası ile başlar bir melodi calmaya. O günden sonra ne genç delikanlıyı gören olur, ne de çarı... İşte bu melodi eskiden sevdalıların karşılıklı oynadıkları oyunda "Biz sevdalıyız, haberiniz olsun!" manasına gelirmiş. Şimdilerde oynayanlar anlamını bilmediği içindir ki; dikkat etmeden hızlı oynamaktadır.. Çünkü oyun, hikayesindeki hüzne uyarcasına ağır ve yavaş hareketlerle oynanır  Halayci  Laie
Cevapla
#2
Ynt: Ağlatan Kafe'nin Hikayesi

Harika paylaşım Çok güzel  Harika paylaşım
Cevapla
#3
Ynt: Ağlatan Kafe'nin Hikayesi

Bir çerkez olarak bu hikayeyi çok iyi bilirim ve her dinlediğimde hüzünlenirim. çok iç acıtan bir hikayedir.
Paylaşımın için teşekkürler. Harika paylaşım
Birbirlerini gerçekten sevenler cennette kavuşurlarmış...
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla
#4
Ynt: Ağlatan Kafe'nin Hikayesi

"milagrose" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Bir çerkez olarak bu hikayeyi çok iyi bilirim ve her dinlediğimde hüzünlenirim. çok iç acıtan bir hikayedir.
Paylaşımın için teşekkürler. Harika paylaşım
Birbirlerini gerçekten sevenler cennette kavuşurlarmış...

Çerkez olarak bu hikayenin sizin için ne kadar hüzünlü olduğunu size verdiği duyguyu elbette ben bilemem ama bu müzik kendinizi vererek dinlndiğinde gerçekten sanki derinlerden gelen duyguları yaşatıyor insana çok güzel bir şeydir AŞK..
Cevapla
#5
Ynt: Ağlatan Kafe'nin Hikayesi

Aşk herkesin yaşaması gereken bir duygu.
İçinizde ne kadar keşfetmediğiniz siz varsa hepsinin ortaya döküldüğü,
Duyguların anlatılmak için çırpındığı ama anlaşılamadığı, hüznün sevincin bir birine karıştığı birşey..... Huh
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla
#6
Ynt: Ağlatan Kafe'nin Hikayesi

Saatlerce oturup sevdiğini düşünmek yanında olmasa bile ismini duyunca heyecanlanmak, Uzaktanda olsa bir kere görebilme umuduyla uyanmak her sabah , üzünce seni oturup ağlamak düşünmek nerde hata yaptım diye pişman olup sevdiğine hemen ardından iyikide sevmişim demek sizinde dediğiniz gibi HÜZNÜN SEVİNCİN birbirine karıştığı birşey.  Jexclamation TEK bildiğim birşey varsa aşk adına , sevdiğin için ağlamayada gülmeyede herşeye değer başka yerde bu duygular yaşanmıyor kıymetini bilmek lazım.
Cevapla
#7
Ynt: Ağlatan Kafe'nin Hikayesi

her çerkezin ezbere bildiği bi hikaye...bu sitede görmek bir çerkez olarak benide sevindirdi..:)
Cevapla


Konuyu Paylaş: 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Selanik Türküsü’nün Hikayesi ORHAN ALKAN 2 462 11-10-2012, Saat: 12:44
Son Yorum: ORHAN ALKAN
  BİR SERÇE nin HİKAYESİ..... Birinci_Element 1 794 16-04-2012, Saat: 02:17
Son Yorum: 3d28

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
© Powered By MyBB, © 2002-2015 MyBB Group.