Merhaba Ziyaretçi!

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni
#1



DÜŞ ŞEHRİNİN ÇOCUK YÖNETMENİ

Birkaç yıl önce…
Sıcak bir yaz mevsimi…
Bir kurum için belgesel film hazırlıyoruz o zamanlar...  Ödenek çok yüksek değil, 7-8 kişilik bir set ekibimiz var…
Güneydoğu’nun unutulmuş bir şehrindeyiz…

Bir hafta öncesinde Didim’de yazlığımda deniz mavisini çekmişim içime… Şimdi bu gözden ırak kentte maviyi arıyorum… Deniz yok… Birkaç gölet gibi bir şeyler var… Canım sıkkın… Çekimler uzamış…

Setteyiz… Suyumuz bitmiş… Gerginim… Prodüksiyona bağırıp çağırıyorum “su getirin yav!”

Neyse uzatmayayım, 8-9 yaşlarında masmavi gözleri, ılık bakışları olan bir çocuk, kalabalığın arasından sıyrılıp geliyor yanıma. “Abey sen dur, ben alıp geleyim su.”
Biraz sonra eski kasa bir reno-12… Arabanın bagajında testi testi soğuk su… Nasıl içtik kana kana…
Çocuğun babası getirmiş suları…

Çocuğa dedim ki, “Ulan prodüksiyonu gönderdim hala gelecek, sen kaptın suları geldin.. Helal sana!”

Çocuk mahcup… Saygılı… Çocukluğunda adamlığını bulmuş… Masmavi gözleri… “Abey çeşme var ilerde doldurup getirdik” diyor…

Ertesi gün çocuk yine geliyor sete… Bu defa suyumuz var, biliyor… “Abey ayran getireyim?” diye soruyor bana. İstemem dememe bakmıyor, kapıyor testi testi ayranları geliyor babasıyla...  Bu defa ben mahcubum… Yanağımda çocuk kırmızısı bir mahcubiyet…
Ertesi gün yine geliyor…

Gözlerimin içine bakıyor bir şey ister miyim diye… “Gel yanıma” diyorum, geliyor. Nesin necisin diyorum. Babası ırgatlıktan gelme, tarla sahibi olmuş. O okuyor. On dört kardeşler. Çocuk anlatıyor; “Abey ben de filmci olacam” diyor… Ben çocuğun mavi gözlerindeki derin düşlere dalıyorum o an… Neden? Diyorum, “seviyorum” diyor. Ben bu “yaşından büyük bilgeliğin” karşısında şaşırıyorum.

Ertesi gün yine geliyor…
Bu defa yerini biliyor, prodüksiyon da onu tanıyor. Gelip yanımdaki tabureye oturuyor. Beni izliyor, saniye saniye…

Akşam oluyor… Set bitiyor. Çocuk, arkadaşlarıyla konuşuyor.
“Biliyorsun, ben yönetmene bahtım. Film böyle böyle çekiliyor. Valla golaymış, ben de yönetmen olacam ula” diyor… Ben tebessümle onu izliyorum...

Ertesi gün oluyor, çocuk yine geliyor. Bu defa bütün arkadaşlarını toplamış...  Ben keyifli bir muziplikle, arkadaşları arasında gururlansın diye soruyorum ona, “bak şurayı bir de şurayı çekeceğiz nasıl yaparız sence?”
Çocuk bütün heyecanı ve hevesiyle anlatırken, ben onun yüzünde, kendi yüzümü görüyorum… Mavi bakışlarında benim kahverengi hayal kırıklıklarımı ve mavi İzmir’i görüyorum…

Ertesi gün oluyor… Çocuk yok…
Bir sonraki gün… Çocuk yine yok..
Sonraki günler de yok…

Prodüksiyon bitiyor. Toparlanıyoruz ama aklım çocukta…

Hasbel kader bir arkadaşına rastlıyorum. Çocuğu soruyorum… Başını eğiyor. O öldü Ağabey diyor…
Gözlerim yaşla, içim kederle doluyor. Niye diyorum… Abey o zaten hastaydı, diyor…
Her şeyden soğuyorum o an… Şehirden, gördüğüm insanlardan… Her şeyden…

Daha dört gün var dönmemize… Unutmak için rakıya sarılıyorum. Olmuyor… Çünkü her şehirde olduğu gibi bu şehide de sabah oluyor.  Prodüksiyon amiri geliyor yanıma sık sık… Abi niye taktın bu kadar, harap ettin kendini bak, diyor. 

Mavi’nin bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum, diyorum. O anlamıyor… Tek düşündüğü alacağı haftalık…
Gideceğimiz gün gelip çatıyor. Ben kederimi bu kentte unutacağımı varsayıyorum… Yola çıkıyoruz… Yorgunum… Dalıp gidiyorum bir ara…
Çocuğu görüyorum rüyamda… Mavi bir deniz var arkasında… O ise belgesel setini yönetiyor. Belgesel sunucusuna talimat veriyor… Uyanıyorum. İçimdeki acı hafifliyor… “Yönetmen oldu” diye mırıldanıyorum… Gözlerim yaşarıyor ama bu defa kederden değil, mutluluktan…

Çünkü;
Biliyorum ki, onun bu kısa ömründe, belki de en çok istediği ve hayal ettiği şeyi ona verdim, öyle gitti…
Biliyorum ki, o çocuk renkli dünyasında, adamlığının hayalini kurarken ben kısa da olsa bu hayalini yaşattım ona,
Biliyorum ki, şu minibüste bulunan herkes, yaşadığı şehre dönmenin sabırsız heyecanını yaşarken, ben bir çocuğun hayallerini teslim edip, onu cennetteki setine uğurlamanın gururunu yaşıyorum…

Biliyorum ki, şimdi yanaklarımdan sızan şu yaşlar, o çocuğun yeni düş şehrinde, ona yeni sevinçler olarak dönecek…
Biliyorum ki, bir gün, ben de, onun göç ettiği düş şehrine gidersem ve Allah nasip eder de iki kanadım da olursa, onun yönettiği sete uçmak için kanatlarımı çırpacağım…
Biliyorum ki; şu büyük dünyada, küçük hayallerine dokunup yücelttiğim hayâl sahipleri, beni o düş şehrinde bekleyecek ve ağırlayacak…

Mehmet ÇETİN
Cevapla
#2
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

Yüreğine sağlık  Alkiss Alkiss Alkiss
Cevapla
#3
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

Yaptığın her işi, yazdığın herşeyi büyük bir hayranlıkla izliyorum...Takip ediyorum...

Yaptığın işlerde profesyonelliği, yazdığın yazılarda duyguları aktarmayı çok güzel beceriyorsun Mehmet Abi,

Küçük kardeşimin mekanı cennet olsun....

Çocuğun gözlerinin ışıltısı senin ve ailenin önünü aydınlatsın...

iyi akşamlar..
En ağır işçi benim, gün 24 saat seni düşünüyorum....

:)
Cevapla
#4
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

"tolgaonem" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Yaptığın her işi, yazdığın herşeyi büyük bir hayranlıkla izliyorum...Takip ediyorum...

Yaptığın işlerde profesyonelliği, yazdığın yazılarda duyguları aktarmayı çok güzel beceriyorsun Mehmet Abi,

Küçük kardeşimin mekanı cennet olsun....

Çocuğun gözlerinin ışıltısı senin ve ailenin önünü aydınlatsın...

iyi akşamlar..

Dostum çok teşekkür ederim. Şu güzel günde çok güzel bir dua oldu bu sözler benim için... Bilmukabeleyle aziz kardeşim
Cevapla
#5
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

"Feridun Teker" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Yüreğine sağlık  Alkiss Alkiss Alkiss

:) çok teşekkür ederim Feridun ağabey
Cevapla
#6
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

Okudum ve çok beğendim. Yazan elleriniz dert görmesin, yüreyinize sağlık.
Cevapla
#7
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

Clap Clap Clap Clap Clap Clap Clap Clap Clap Clap

Tek kelimeyle muhteşem...
Diyecek söz yok
Cevapla
#8
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

Hepinize çok teşekkürler arkadaşlar...

Bugün Kandil... Kalbinizdeki kandil ışığınız hiç sönmesin... Şefkatiniz ve insana dönük sevginiz hep yüce ve temiz kalsın
Cevapla
#9
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

          Ne yaptın Mehmet Hoca..Mahvettin bizi.. Küçükken gitti ahirete... Akıl buluğ olmadan..Yani kesinkez cennette...Ve son tutkusu yönetmenlikse ve muhtemlen unutmadısa... Ne güzel işler çıkarmıştır. E tabi sende bir nebze cennet ertmişsin bu dünyayı o çocuğa...Allah senden de razı olsun.
        Ama üzülmemek elde değil.. Boşuna mı diyor İskeder PAla: İnsanlık tarihi, acılar tarihidir diye.Onuniçin insan en çok acısını hatırlar.
Cevapla
#10
Ynt: Düş Şehrinin Çocuk Yönetmeni

"SİNANSOYLU" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:          Ne yaptın Mehmet Hoca..Mahvettin bizi.. Küçükken gitti ahirete... Akıl buluğ olmadan..Yani kesinkez cennette...Ve son tutkusu yönetmenlikse ve muhtemlen unutmadısa... Ne güzel işler çıkarmıştır. E tabi sende bir nebze cennet ertmişsin bu dünyayı o çocuğa...Allah senden de razı olsun.
        Ama üzülmemek elde değil.. Boşuna mı diyor İskeder PAla: İnsanlık tarihi, acılar tarihidir diye.Onuniçin insan en çok acısını hatırlar.

Yoğun yaşanmışlık, çok sosyal ortama tanık olmak ve hayatın detaylarını görmek...  Bunlara sahip olmanın bedeli; yaşam defterinde acı sayfaların da olmasıdır... Bu sayfalardan bende çok var...
Cevapla


Konuyu Paylaş: 


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
© Powered By MyBB, © 2002-2015 MyBB Group.