Merhaba Ziyaretçi!

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
En acı Tebessüm....
#1
Hatırladığımda beni hem ağlatıp hem tebessüm ettirmeyi başaran bir anımı
paylaşmak istedim sizinle...


Memur bir ailenin ortanca çocuğuydum Babamın mesleği gereği şehir şehir geziyorduk. Hiç uzun süreli arkadaşlığım olmamıştı.
Arkadaşlık hakkında aklımda kalanlar hep yarım yamalaktı. Hakkari’de okudum ilkokulu. Hep korkuyla giderdim okula. Çünkü her sene
öğretmenlerimiz değişirdi. Sebeb hep aynı ;Ya korkudan kaçarlardı yada teröristler kaçırır
şehit ederlerdi. Alışmıştım bir süre sonra bu duruma, aslında bütün arkadaşlarım yıllardır alışıktı bu duruma.
Lojmanda oturuyorduk. Beş katlı standart kiremit çatılı binalardı. Etrafı ise 1 metreyi
geçmeyen yıkık dökük duvarlarla çevriliydi. Duvarların berisinde ise derme çatma tezek, çamur ve kilden yapılmış
eski evlerden oluşan küçük bir köy. O köyün içerisinde bulduğum çok güzel sıcacık samimi arkadaşlıklarım vardı.
Okuldan gelir gelmez üzerimi değiştirir annemin hazırladığı yemeklerden azar azar
atıştırır bir an önce arkadaşlarımın yanında olmak için ödevlerimi yarım yamalak yapar kendimi evden dışarı atardım.
Beş katlı binanın 4. Katında oturmak çocukken bana çok sinir bozucu gelirdi.
Sonuçta her eve gideceğimde o merdivenleri inip çıkmanın verdiği yorgunluğu oyun oynamakta harcayabileceğimi düşünüp daha çok sinirlenirdim.
Merdivenlerle olan savaşım bittikten sonra yıkık duvarların üzerinden atlar köyün içerisine dalardım.
Her gün aynı saatte aynı ağaç gölgeliğinde 6 arkadaş eksiksiz buluşurduk 3 yıl
boyunca.Önce saklambaç sonra yakan top sonra canımız ne isterse o oyunu oynardık.
En çokta yaramazlık yapmayı severdik. Lojmanın etrafı bahçelerle doluydu. Elma, erik, cağla ağaçlarıgırla….
Aklımıza bir hınzırlık gelir birimiz nöbetçi olur diğerlerimiz bahçelere dağılırdık.
Herkes yiyebileceğimiz kadar meyveyi toplar buluştuğumuz ağacın önünde yerdik.
Erkek gibiydim Konuşmama oturup kalkmama dikkat etmezdim, çoğu zamanda bir kız
çocuğu olduğumu unutup erkek gibi kavgalara girerdim. Hani çok adam dövdüğümde olmuştur yani
Neyse konuyu çok dağıtmadan;
Yine okuldan çıkmışım. Koştura koştura eve geldim. Elimi yüzümü yarım yamalak
yıkadıktan sonra üzerimi değiştirip annemin hazırladığı yemeklerden yemeden hızla dışarı
çıktım. O nefret ettiğim Merdivenlerden inerken dengemi kaybedip düştüm yuvarlandım.
Bacağım incinmişti. Tabi birde gürültülü düşmüşüm ki apartmandaki herkes başımda
Annem söylenerek birazda üzülerek beni kucaklayıp eve taşımıştı. Çok canım
yandığından mı yoksa arkadaşlarımın yanına gidemediğimden mi bilmem; pencerenin kenarında koltuğa yaslanmış kıpırdamadan oturmak zorunda olmanın vermiş olduğu üzüntüyle somurtup duruyordum. Annem ben sıkılmayayım diye pencereye yakın koltuğu seçmişti dışarıyı izlerim diye. Manzara çok güzeldi aslında dışarı bakarken onu farketmiştim. Daha önce neden göremediysem. Sonra bahçelere gözüm takıldı. Bizimkiler bahçelerin içerisinde yine erik çağla toplamaya çıkmışlardı. Gözcü olarak hep ben dururdum. Ben olmayınca bizim sessiz Mehmet’i gözcü yapmışlardı. Hakan ve Beşir bir tarafa Kübra ile Zeynep bir tarafa geçtiler bahçenin içinde her zamanki gibi. Bende pencereden onları izlemenin keyfini çıkarıyordum. Ne de olsa bu gün yanlarında değildim ama en azından onları görebiliyordum. Ben onları izlerken annemde bana bir bardak süt ve o güzelim kurabiyelerinden tabak dolusu getirip önüme koydu.'' Anne bak bizim çocuklar bahçedeler'' dedim. Güldü ''bak demek ki değişik bir şey yapmıyorlarmış
sıkma canını'' dedi.
Bir an bir el silah sesi duyuldu dışardan. Hemen pencereden dışarı baktım
bizim çocuklar ortalıkta görünmüyordu. Yarım saat kadar bahçelerin içine baktım pencereden ama kimsenin bahçeden çıktığını görmedim. İçimi garip bir korku sarmıştı. Acaba dedim bizim çocuklar bekçiye mi yakalandı. Sabah uyanır uyanmaz anneme ekmek almaya gidiyorum bahanesiyle bizim çocukların yanına koştum. Önce Hakanların evine gittim. Kapıyı çaldım açan olmadı. Sonra Kübralara gittim. Kapıyı çaldım. Kübra açtı kapıyı gözleri şişmiş kan çanağına dönmüştü. Onu o halde görünce içimde anlam veremediğim bir korku bir acı oluştu. Kübra kapıda beni gördüğüne sevindi mi üzüldü mü anlayamamıştım. Önce Sarıldı sonrada seni artık sevmiyorum deyip kapıyı suratıma çarpıp içeri girmişti. Yine de neler olup bittiğini bilmiyordum ve içimdeki korku sürekli büyüyordu. Kapıyı tekrar çaldım ve Kübra’nın annesi kapıyı açtı. Beni içeri aldı. ''Senin dün olanlardan haberin yok mu'' dedi. Malum muhteşem 6’lıyız ya biz ne olursa hepimizin haberi olurdu her şeyden. Fakat ben dün yoktum ve olan biten hiçbir şeyi bilmiyordum. O günde hiçbir şey öğrenememiştim.
Ertesi gün Hakan’ın abisi okula geldi ve öğretmenimizle öğretmenler odasına
geçtiler.Hüseyin abi dışarı çıktığında ağlıyordu tabi öğretmenimizde. Çok şaşırmıştım ve o an anlamıştım Hakan’a bir şey olduğunu. Sabah okul çıkışında Hakkari’nin merkezindeki tek
mezarlıkta yine muhteşem altılı yani biz hep beraberdik. Tek fark bir tanemiz toprağın
altındaydı artık.
O olaydan sonra uzun süre kendimize gelemedik. Beraber oyunlar oynamadık,
buluşmadık tekrar o ağacın altında.
Hakkâri’den taşınmamıza yakın Kübra geldi yanıma. Onu gördüğüme o kadar çok
sevinmiştim ki anlatamam. Bana haksızlık ettiğini söyledi ve gitmeden bana neler olup bittiği bilmem gerektiğini ve bunun benimde hakkım olduğunu söyledi.
Hakan benim gelmediğim gün;
hastalandığımı düşünerek Özlem erik sever gidip toplayalım erikleri götürelim yesin.
Sevinir mutlu olur asık suratı düzelir demiş. Hep beraber bahçeye dalmışlar. Her zaman kimse olmayan bahçede o gün bekçi varmış. Adam ağaçta birşeylerin hareket ettiğini görünce ateş etmiş. Ateş ettiği yerde de Hakan varmış.Ağaçtan yere düşmüş. Bir yaprak gibi kımıldamadan.
Bekçi kucakladığı gibi traktörle devlet hastanesine götürmüş Hakan’ı. O zamanlar her yerde hastane yok telefon yok her zaman elinin altında araba yok karga tulumba götürmüşler hastaneye… Kurşun ciğerlerine isabet etmiş. Hastaneye gidene kadar dayanamamış Hakan’ın kalbi.
Kübra’nın senden nefret ediyorum demesi o zaman anlam bulmuştu bende. Bana
neden o kadar öfkeli ve bir o kadarda kızgın olduğunu şimdi çok daha iyi
anlayabiliyordum.
Ne zaman suratım asılsa ve somurtmaya başlasam hep gözümün önüne o muhteşem 6lı ve Hakan’ın masum tebessümü aklıma gelir.
Hakan: - Özlem gül diyelim mi sana?
+Neden?
Hakan: - Gül bir çiçek adı olduğu gibi bir tebessüme de denir hani o bakımdan. Sana
gül diyelim sen hep gül somurttuğun zaman çok çirkin oluyorsun…
Çocuktuk ama hep masumduk…
Masum gerçek ve doğal gülüşlerimiz vardı.
Büyüdük o masumiyetimizden eser kalmadı ve sahte insanlara sahte gülüşler bıraktık etrafımıza…
Hala bütün acılarıma gülüp geçebiliyorsam hala çocukça saçma sapan hayallerimin peşinden gidebiliyorsam sana borçluyum...

Bazen düşünüyorumda hayatımdaki sevdiğim insanları neden hep mutlu etmeye çalışıp onların mutluluklarıyla mutlu olmaya çalıştığımı...
Sanırım bu yüzden.. Kimse beni mutlu etmeye çalışmasındiye sanırım. Onların sonuda Hakan gibi olmasın diye...
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla
#2
Ynt: En acı Tebessüm....

Oldukça acıklı bir hikayeymiş  Undecided
Cevapla
#3
Ynt: En acı Tebessüm....

bu acılı anınızı çok başarılı bir şekilde öyküleştirmişsiniz bir solukta okudum gerçekten çok dokunaklı bir anı
Cevapla
#4
Ynt: En acı Tebessüm....

  Bu kadar üzüntü ve sıkıntı yaşadıktn sonra mutlu olmayı hak ediyorsun.Elinde olmayan sebeplerden ötürü kendini mahkum etme ya da birşeylere mecburiyetin olduğunu hissetme bence.Yaşın ne olura olsun yaşadığın koşullar gereği sanırım çoğumuzdan daha olgunsun.Aslında mesajlarınla bile  kendini sevdiren değerli bir üyesin.Acıları tecrübe yapıp geleceğe gülümsemeni ve korkmadan sevip,sevilmeni dilerim.
  Yazının içtenliğinden ötürü pek mesafe gütmeden içimden geldiği gibi yazdım.Saygıda kusur ettiysem mazur görmeni ve yanlış anlamamanı temenni ederim.
Cevapla
#5
Ynt: En acı Tebessüm....

Levo2
İnsanı pes etmek öldürür , teslim olmayı tüm kalbinle reddetmen gerek, ancak o zaman insanlığın ötesine yükselirsin.
ALUCARD

http://heellsinng.blogspot.com/
Cevapla
#6
Ynt: En acı Tebessüm....

"LeTHaL" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Oldukça acıklı bir hikayeymiş  Undecided
"pusu-laci" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:bu acılı anınızı çok başarılı bir şekilde öyküleştirmişsiniz bir solukta okudum gerçekten çok dokunaklı bir anı
"osenver" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:  Bu kadar üzüntü ve sıkıntı yaşadıktn sonra mutlu olmayı hak ediyorsun.Elinde olmayan sebeplerden ötürü kendini mahkum etme ya da birşeylere mecburiyetin olduğunu hissetme bence.Yaşın ne olura olsun yaşadığın koşullar gereği sanırım çoğumuzdan daha olgunsun.Aslında mesajlarınla bile  kendini sevdiren değerli bir üyesin.Acıları tecrübe yapıp geleceğe gülümsemeni ve korkmadan sevip,sevilmeni dilerim.
  Yazının içtenliğinden ötürü pek mesafe gütmeden içimden geldiği gibi yazdım.Saygıda kusur ettiysem mazur görmeni ve yanlış anlamamanı temenni ederim.

Samimi yorumunuz için teşekkür ederim.

İnsan bazen yaşadıklarından ders çıkarmalı diye düşünüyorum.
Ama ben bu ders konusunda pek başarılı değilim gibi...
Yakın bir zamanda yaşadığım bir kırgınlık eskileri hatırlamama sebeb oldu sadece
Paylaşmak istedim içimde kalmasın istedim. Belkide ona bu şekilde teşekkür etmek istedim bilmiyorum...

Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim...
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla
#7
Ynt: En acı Tebessüm....

"HeLLsinG__" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Levo2

Tam olarak anlayamadım  Blush
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla
#8
Ynt: En acı Tebessüm....

Hepsini okudum, güzel yazmışsın. Ellerine sağlık...
Cevapla
#9
Ynt: En acı Tebessüm....

"Nev-i beşerin hemen yarısını teşkil eden çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler ve gayet zaîf ve nazik vücudlarında bir kuvve-i maneviye bulabilirler ve her şeyden çabuk ağlayan gayet mukavemetsiz mizac-ı ruhlarında, o Cennet ile bir ümid bulup mesrurane yaşayabilirler. Meselâ Cennet fikriyle der: “Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü. Cennetin bir kuşu oldu. Cennet’te gezer, bizden daha güzel yaşar.” Yoksa her vakit etrafında kendi gibi çocukların ve büyüklerin ölümleri, o zaîf bîçarelerin endişeli nazarlarına çarpması; mukavemetlerini ve kuvve-i maneviyelerini zîr ü zeber ederek gözleriyle beraber ruh, kalb, akıl gibi bütün letaifini dahi öyle ağlattıracak, ya mahvolup veya divane bir bedbaht hayvan olacaktı." Sözler: 96
https://www.facebook.com/hamzacihan.gul

[url="http://www.hamzagulcgi.com"]www.hamzagulcgi.com[/url]

cizgilim@gmail.com

Foruma yeterli zamanı ayıramıyorum, mail yoluyla ulaşırsanız en kısa zamanda cevaplamaya çalışırım :)
Cevapla
#10
Ynt: En acı Tebessüm....

"HSGUL" Adlı Kullanıcıdan Alıntı:"Nev-i beşerin hemen yarısını teşkil eden çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler ve gayet zaîf ve nazik vücudlarında bir kuvve-i maneviye bulabilirler ve her şeyden çabuk ağlayan gayet mukavemetsiz mizac-ı ruhlarında, o Cennet ile bir ümid bulup mesrurane yaşayabilirler. Meselâ Cennet fikriyle der: “Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü. Cennetin bir kuşu oldu. Cennet’te gezer, bizden daha güzel yaşar.” Yoksa her vakit etrafında kendi gibi çocukların ve büyüklerin ölümleri, o zaîf bîçarelerin endişeli nazarlarına çarpması; mukavemetlerini ve kuvve-i maneviyelerini zîr ü zeber ederek gözleriyle beraber ruh, kalb, akıl gibi bütün letaifini dahi öyle ağlattıracak, ya mahvolup veya divane bir bedbaht hayvan olacaktı." Sözler: 96

Teşekkür ederim Hamza...
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla


Konuyu Paylaş: 


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
© Powered By MyBB, © 2002-2015 MyBB Group.