Merhaba Ziyaretçi!

Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kırlangıç..
#1
KIRLANGIÇ…

Şu koca binanın önüne gece ne zaman çökse, yıldızları olmayan bir kentte yaşıyor olmama söylenirim…  Gözlerimi kısarak yıldız arar dururum…
Bu gece, yıldız bulmak için yukarılara bakarken; çatı altına kırlangıçların yuva yaptığını gördüm.. Çok duygulandım..

Eski bir gönül hikayem var. Ne zaman bir kırlangıç yuvası görsem aklıma gelir.
Bir kız vardı… Çok gençti… Güzeldi… Çok hem de…

Gözleri ılık mavi… Elleri pamuk tavında, yumuşak, sıcak… Yüreği ter temiz, gönlü aşka vurgun… Bursa’da bir panelde tanışmıştık. Uludağ’da okuyordu o sıralar. Etrafımda pervane gibi dönüp dururdu. Aşık olduğu ben miydim, yoksa kafasında başka bir “ben” büyütüp ona mı vurulmuştu bilmiyorum… Dolu doluydu…

Benim ise, biraz burnum havada o sıralar.. Kibirliyim… Sanki yer yarılmış, adamlar içine girmiş de bir ben kalmışım gibi; okumuş-cahil bir adamım o zamanlar…
Kızcağız beni ne zaman arasa, işim olsun olmasın erteliyorum konuşmayı… Gece geç vakit geri dönüyorum bazen… Kıskanıyor; “Neredeydin?” diye soracak oluyor, ama cesaret edemiyor. Ben onun bu halini gördükçe daha, kıçım daha çok kalkıyor…

Üç beş kuruş biriktirdiği öğrenci harçlığıyla atlayıp İzmir’e geliyor arada bir. Gözlerini öyle güzel, öyle şefkatli kapatıyor ki kollarıma sığınırken… Öyle huzurlu uyuyor ki… Bense kendi suyuma kapılmışım, içimde boş bir gurur… Önemsemiyorum çok… Biri gider biri gelir diyorum… O ise, sadece düşlerinde kurduğu ve benimle bütünleştirdiği aşkı yaşamak istiyor… Tek derdi bu…

Zaman böyle akıp gidiyor…

Sonra beni arıyor bir gün… Sesinde kaygı saklı… “Sorun ne?” diyecek oluyorum, sonra içimdeki kibirli ben; “Amaaan… boşver ya, sorma da uzayıp gitmesin konu…” diyerek beni tutuyor… Kız biraz geveledikten sonra söylüyor. “Seni ailemle tanıştırabilir miyim ?” diyor, “Neden?” diyorum, tam bir angut üslubuyla…
Korkuyor… “Yanlış anlama.. sadece seni tanımak istiyorlar”  diyor.
Çıkışıyorum. Mevzuyu kapatıyor… Bin pişman bir halle; arada bir gelmek istiyor İzmir’e.. Benim ise kibrim almış başını gidiyor; sudan bahaneler üretiyorum. Görüşmeleri seyrekleştiriyorum.

İçimde bir yerlerde onu saklıyorum oysa… Ona içten içe bağlıyım aslında ama,  içimdeki diğer ben, “dik dur! Aşk-meşk boş işler!” diyor…

Bir doğum günümde gelmek istiyor, “Arkadaşlarla Bodrum’da olacağız, daha sonra gel” diyorum.  Kırılıyor… Birkaç gün sonra yine arıyor, hayır işim var diyorum… “Peki hediyeni göndersem olur mu?” diyor?  “Tamam” diyorum.

İki gün sonra küçük bir paket… Açıyorum, içinden şirin, gümüş bir kırlangıç heykelciği çıkıyor… Yanında bir mektup… “İşim çok, sonra okurum”  diye mırıldanıyorum, alıp koyuyorum bir kenara…

Birkaç gün geçiyor… Aramıyor… Merak ediyorum… Telefondaki sesine ne kadar alışmışım meğer.. Mektup geliyor aklıma, çekmecemi açıyorum, kırlangıç heykelciğinin altındaki zarfı açıyorum; okuyorum.

…..
“Memedime;
Kırlangıçlar küçüktür, ama yuvasına sevgileri çok büyüktür… O küçük gagalarıyla topladığı çöplerle, beton kadar sağlam yuva örerler… Ömürleri, yuvaları ile yavruları arasında geçer… Onlar hem bir annedirler, hem bir sevgili… Ben senin kırlangıcın olmak istiyorum…

…….

O kadar ürkek, o kadar masum ve o kadar hassas ki… Evlenme teklifini bile, bir kuşun kanadından ifade edebiliyor…

Hoşuma gidiyor.. Ama hepsi o kadar…
Hem ne evlenmesi!... Benim kariyerim vardı, işlerim vardı… Bir geleceğim vardı!...
Oysa içi bomboş bir kibirden başka hiçbir b.kum yoktu gerçekte

Aramadım onu… Ömrümde bir daha karşıma çıkmayacak yürekli bir sevgiyi kendi elimle ittim ve o sessizce gitti.. Telefonum bir daha hiç çalmadı…
Gönlü kırık gitti..
Düşleri kirlenerek gitti..
Canı acıyarak gitti…

Sonrasında; bir ortak dostumuzdan öğrendim… “Ona söyle, kırgın değilim, beni zaten sevmek istemedi. Ben kendi hayalime inandım…” demiş…

Evlenmiş.. İngiltere’ye yerleşmiş. Çocukları var…

O günden bugüne yaşadığım hiçbir ilişkide, o cennet renkli tutkuyu, o fedakarlığı, o içtenliği bulamadım…

Tebessümü aklıma geliyor bazen…
Gözlerindeki ışıltıyı… Birlikteyken, yüzündeki berrak sevincini… Çehresini renklendiren huzurunu anımsıyorum…

Önce burkuluyorum… Sonra kendimden utanıyorum…
Gönül bahçesine, dalı kırılmış bir çiçek, kanadı yaralı bir anne kırlangıç bıraktığım için utanıyorum…
Onun, düşleriyle büyüttüğü sevgisini asla hak etmemiş olmama rağmen, onu çiğnediğim için kendimden utanıyorum…
Eninde sonunda terk edeceğimiz şu sahte dünyanın içinde, bizi sonsuzluğuna taşıyacak olan “gerçeği” kibrime kurban verdiğim için…

Şimdi, yıldızları ve düşleri olmayan, bu kirli şehrin ortasında, içi makinelerle dolu şu beton duvarın içindeyim… Penceremin kenarında kırlangıç yuvası, içimde ise kanayan bir gönül… 

Sevginin, aşkın kutsiyetini öğrenmişim…
İnsanların, “aşk üzerine” evrene geldiğini öğrenmişim…
Bu duyguların gerçek sahibinin, “evrenin sahibinin ta kendisi” olduğunu öğrenmişim…
Bütün bu öğrendiklerim; şu an gözlerimdeki yaşı ve içimdeki sızıyı çoğaltıyor sadece…

Kırdığım gönüller…
Düşlerinden vazgeçirdiğim sevgililer…
Bir kırlangıç kanadından süzülüp, gözlerime düşüyor...

Sabah 6.15 ve render’daki son iş de bitmek üzere…  Yorgunum çok… İş bitince eve gidip uyuyacağım..
Bütün bunları niye yazdım bilmiyorum… Bildiğim tek şey, “sessizliğin kalabalığına” söylediğim her pişmanlık, içimdeki sızıyı biraz daha hafifletiyor…
Hepinize günaydın… Kırlangıç yuvalarına iyi bakın…
Cevapla
#2
Ynt: Kırlangıç..

Mehmet Bey ellerinize sağlık. VAlla sonuna kadar okudum, çok da güzel bir yazı olmuş. Duydu dolu ve çok hoş...  Bu sizin yazınız mı bilmiyorum. Ama umarım kalbinizde ki kırlangıçlar size mutluluk veriyordur. BU yazıyı paylaştığınız için çok teşekkürler.  :) :) :)
Cevapla
#3
Ynt: Kırlangıç..

Süper olmuş dostum, senin bu içini döken yazılarına bitiyorum...
Eğer siz Newton iseniz, başınıza düşen elma bir aksilik değildir.
Cevapla
#4
Ynt: Kırlangıç..

Hocam, içinde kendimi buldugum bir anı olmuş.. sabah sabah o kadar tuhaf zamanlara yolculuk yaptim ki anlatamam.. yureginize elinize saglik..
Cevapla
#5
Ynt: Kırlangıç..

Okudum, kızdım ! Çok öfkelendim size karşı...Duygulandım...Sonra düşündümde bir İnsan aslında çok kötü bir varlık, ruhumuzla düzeltmeye çalıştığımız bir varlık.İnsanın egosunun gururunun  yaptırmadığı hata kalmıyor kendine..kalbine..Ama yıllar sonra gelen güzel bir itiraf...Tebessümle hatırlanacak....İnşallah Mutludur, mutlusunuzdur..yazacak çok şey vardı ama..
En ağır işçi benim, gün 24 saat seni düşünüyorum....

:)
Cevapla
#6
Ynt: Kırlangıç..

hayatımdan çıkıp gitmek için uğraşan bir anda beni silip severek ayrılalım diyen onca çırpınmamı görmezden gelen sevgilimi hatırladım.
içim acıdı canım yandı okurken...demek ki o kırlangıç olmak için çabalayan tek ben değilmişim... yanlız değilmişim oysa ....
kızgınlıgım vardı ona okurken sizede kızdım...ama o kadar güzel anlatmışsınız ki içime dokundu.
sabah sabah ofiste gözlerimden iki damla yaşta sizin için akıttım. doğrusu şu sıralar hep böyleyim...
Gönlünüze sağlık Mehmet bey...
Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, sadece güzel sözler söyle..
Audrey H.
Cevapla
#7
Ynt: Kırlangıç..

İlginiz ve yorumunuz için teşekkür ederim dostlar... İçimden geldiği gibi, her kelimesini gönlümden gelerek yazdım...
Cevapla


Konuyu Paylaş: 


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
© Powered By MyBB, © 2002-2015 MyBB Group.